Yapay zeka henüz kitlesel işsizliğe yol açmamış olsa da “yerimize geçecek” söylemi gerçek bir kaygı kaynağı haline geldi.
Yapay zeka gerçekten herkesi işsiz mi bırakıyor? Şu an için bunu net bir şekilde gösteren veriler yok ama sürekli “yerine AI gelecek” söyleminin insan psikolojisi üzerindeki etkisini gösteren veriler mevcut. Bu kaygı o kadar yaygınlaşmış ki araştırmacılar buna yeni bir isim bile önermiş: AIRD (AI Replacement Dysfunction).
Bu kavram, yapay zeka yüzünden işini kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu düşünen insanların yaşadığı psikolojik ve varoluşsal stres durumunu tanımlamak için kullanılıyor. Yani ortada henüz işini kaybetmiş kimse yokken bile sürekli bu ihtimal hatırlatıldığı için bireyler ciddi baskı hissediyor.
KAYGININ KENDİSİ GERÇEK BİR SORUNA DÖNÜŞÜYOR
AI kaynaklı kitlesel işten çıkarmalar henüz dünya genelinde oldukça az olsa da “AI yerimizi alacak” cümlesi o kadar yaygın ki insanlar şimdiden tükenmişlik yaşamaya başlıyor. Sürekli gelecek kaygısı duymak, işinin anlamsızlaşacağını düşünmek ve “yerine konulabilir” hissetmek kimlik duygusunu doğrudan etkiliyor.
Araştırmalarda bu durumun anksiyete, uykusuzluk, depresyon ve “benim mesleğimin bir geleceği var mı?” gibi varoluşsal sorgularla ilişkili olduğu belirtiliyor. Yani mesele sadece maaş değil, kişinin kendini fonksiyonel hissetmesiyle de ilgili.
GENÇ KESİM DAHA ÇOK ETKİLENİYOR
AIRD’in en çok etkilediği gruplardan biri kariyerinin başında olan çalışanlar. Bunun sebebi başlangıç seviyesi işlerin bir kısmının gerçekten otomasyona daha açık olması. Ayrıca şirketler de maliyet düşürmek için bu alanlarda AI kullanmaya daha istekli. Bu da genç kuşakta “daha başlamadan yerim doldu” hissini yaratıyor ve iş arama sürecini bile psikolojik olarak zorlaştırıyor.
TEKNOLOJİ Mİ ANLATI MI?
Burada kritik bir nokta var: AI şirketleri çoğu zaman modellerin “bir insan gibi” iş yapabildiğini vurguluyor. Bu pazarlama dili, gerçek etkiden bağımsız olarak korkuyu büyütüyor. Yani bazı durumlarda teknolojinin kendisinden çok onun hakkında kurulan anlatı insanları yıpratıyor. Sürekli “mesleklerin çoğu bitecek” başlıkları görmek kimsenin ruh sağlığına iyi gelmiyor.
AIRD RESMİ BİR TANI HALİNE GELDİ Mİ?
AIRD şu an klinik olarak tanınmış bir psikiyatrik teşhis değil. Ama araştırmacılar bu durumu tespit edebilmek için bir değerlendirme çerçevesi ve tarama soruları önermiş durumda. Tedavi tarafında ise bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi yöntemlerin, kişinin kontrolü yeniden eline almasına yardımcı olabileceği düşünülüyor.
BU KAYGIYLA NASIL BAŞ EDİLİR?
Bu noktada en önemli şey AI tehdidinin büyüklüğü ne olursa olsun sürekli felaket senaryosu ile beslenmek psikolojik yükü sadece arttırıyor. Beceri geliştirmek, mesleki esnekliği artırmak ve teknolojiyi tamamen bir “rakip” değil “araç” olarak görmek bu kaygıyı azaltabiliyor. Gerçek şu ki yapay zeka bazı işleri dönüştürse de yeni roller, yeni uzmanlık alanları ve yeni iş biçimleri de yaratıyor. Sorun çoğu zaman belirsizlik, ve belirsizlik insan zihninin en sevmediği şey.
AIRD kavramı bize gelecek hakkında konuşma biçimimizin bile ruh sağlığını etkilediğini bir kez daha kanıtlarken, ihtiyaç duyduğumuz şeyin “yerine konulabilir” değil “uyum sağlayabilir” olduğumuzu hatırlamak olduğunu gösteriyor.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz