Aşk ve Papatya – Esra TANIŞMAN

Alışkanlıktan mı bilinmez papatya gören hemen koparmak ister. Aşık olmasa bile başlar ‘Seviyor sevmiyor.’ oyununa. Oyun dedim, aslında bu masum kelimeyi de kullanmamalıydım.

Kalbimize bir kalp ansızın girer .O an anlarız bir imtihanda olduğumuzu. Yüreğimiz, başkasının yüreğini kabul eder. Ayrılmak da kolay olmaz vazgeçmek de. Biz ondan ayrılamayız ama bir papatyayı önce kökünden ayırırız sonra kendisinden, bedeninden. Ne saçma bir haldir bu, biz papatyanın bizi kavuşturacağına inanırız. Yapraklar nefretimizle hep yere düşer.

Küçükken beyaz bir çiçeğin çok masum duyguların karşılığı olduğunu söylemişti biri bana. ‘Birisine beyaz bir çiçek verdiğinde nefretle bakma ,o çiçek sevgiyi anlatır.’ demişti. Hayatımda duyduğum en güzel cümlelerden biriydi. Gerçekliğini tartışmadım çünkü beyazın ne kadar masum olduğunu görebiliyordum. Uzun uzun baktım beyaza. Masum çiçek şimdi idam ediliyor avuçlarda.

Bizi bir anda biri yuvamızdan alsa sonra kalbimizi kırsa, ruhumuzu yorsa. Anlatması güç öyle değil mi, biz canlıyız? Peki o güzel bitkiler, cansız mı? Seslerini duymadığımız için acı çekmediklerini düşünürüz. Söyler misin, madem acı çekmiyor neden dalından düşen yaprak yeşil kalmak yerine sararıp yok oluyor? Bu onun acısını yeterince belli etmiyor mu?

Oysa biz, alıyoruz elimize papatyayı, hiç düşünmeden başlıyoruz onu koparmaya. Hatta sırf seviyor çıksın diye en büyüğünü seçiyoruz. Sevmiyor çıkınca yere düşen yaprakları bir de ayağımızla eziyor, nefretimizi kusuyoruz. Bir cana kıyanın, zarar verenin kalbinde aşk yer etmesin zaten .Başka canlıya zarar veren kendi sevdiğine de zarar verir.

Öyle canlar. Biz aşkı, sevgiyi, bir papatya yaprağına sığdırdığımız gün kaybettik.

admin
admin

siyahdergi.com

Articles: 90

Leave a Reply