Yeni Uğultulu Tepeler uyarlaması görsel olarak etkileyici ama Brontë’nin yıkıcı aşkı, estetik kaygılar içinde tehlikesini yitiriyor.
Emily Brontë’nin 1847 tarihli Uğultulu Tepeler’i, yayınlandığı dönemde “doğaüstü dehşetle ahlaki çürümenin tuhaf bir karışımı” diye yerilmişti. Oysa bugün romanı ayakta tutan tam da bu huzursuz edici, kirli ve kontrolsüz atmosfer. Aşkın romantik değil yıkıcı olduğu bir dünya kurar Brontë. Bu yüzden her yeni uyarlama, ister istemez “bu karanlık ruh korunabilecek mi?” sorusuna cevap vermek zorundadır.
Emerald Fennell’ın merakla beklenen yorumu 12 Şubat 2026’da vizyona girer girmez aldığı eleştiriler, bu sorunun cevabının pek iç açıcı olmadığını gösterdi. Film, romanın o sert ve vahşi damarını törpüleyip yerine sisli, parıltılı ve fazlasıyla “estetik” bir yüzey koymakla suçlanıyor. Kısacası ortada gotik bir kabustan çok, dikkatle tasarlanmış bir görsel vitrin var.
HİKAYE NEDEN TUTMUYOR?
Fennell, pek çok uyarlamanın yaptığı gibi romanın yalnızca ilk yarısını kullanmayı tercih etmiş. Ancak asıl mesele kısaltma değil, yorum farkı. Kitapta Cathy ile Heathcliff’in ilişkisi karşılıklı bir yıkım süreciyken filmde bu bağ, yüksek dozda cinsel gerilimle süslenmiş bir çekim oyununa indirgeniyor.
Ayrıca romanda karakterlerin kendi seçimleriyle sürüklendiği trajedi filmde dışsal bir “kötü figürün” manipülasyonuna bağlanmış. Bu değişiklik, eserin kalbindeki o acımasız gerçeği neredeyse ortadan kaldırıyor. Cathy ve Heathcliff artık kaderlerini kendileri yazan karakterler değil, bir komplonun içine düşmüş kurbanlar gibi görünüyor. Bu da hikâyenin ahlaki ağırlığını ciddi biçimde hafifletiyor.

ESTETİK Mİ ATMOSFER Mİ?
Filmin ikinci yarısından itibaren biçim içeriğin önüne geçiyor. Anakronik kostümler, aşırı stilize prodüksiyon tasarımı ve popüler müzik tercihleri birleşince ortaya bir edebiyat uyarlamasından çok uzun bir moda filmi hissi çıkıyor. Gotik kasvetin yerini “karanlık ama güzel” bir görsellik alıyor.
HEATCLIFF SEÇİMİ VE ELORDI’NİN YORUMU
Jacob Elordi’nin Heathcliff olarak seçilmesi daha proje duyurulduğu anda tartışma yaratmıştı. Brontë’nin metninde “koyu tenli” olarak betimlenen karakterle fiziksel uyumsuzluk eleştirilerin merkezindeydi. Ancak Elordi, tüm o görsel gösterişin içinde duygusallıkla bunu aşmayı başarıyor. Özellikle sessiz kaldığı anlarda, karakterin bastırılmış öfkesini ve kırılganlığını hissettirebiliyor. Filmde kaybolan “ruh” duygusu en çok onun performansında beliriyor.
Fennell’in Uğultulu Tepeler’i teknik olarak özenli, görsel olarak etkileyici ama duygusal olarak steril bir uyarlama. Brontë’nin romanını özel kılan o rahatsız edici yoğunluk yerine, güvenli bir stil tercih edilmiş. Film Türkiye’de 13 Şubat’ta vizyona girdi ve birkaç hafta vizyonda kalması planlanıyor.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz