Son yıllarda yapılan çalışmalar birden fazla dili akıcı şekilde kullanmanın beynin bazı bölgelerinde gözlemlenebilir yapısal değişiklikler yarattığını gösteriyor.
Birden fazla dil bilmek çoğu zaman bir “iletişim avantajı” olarak görülüyor. Günlük bağlamda daha fazla insanla iletişim kurabilmek, farklı kültürlere daha kolay adapte olabilmek ya da iş dünyasında avantaj sağlamak gibi etkileri görülüyor. Nörobilim ve dilbilimin kesiştiği noktada ise araştırmacılar uzun zamandır birden fazla dil konuşmanın beynimizin yapısını fiziksel olarak değiştirip değiştirmediğini tartışıyor.
BEYİN SABİT DEĞİL, ŞEKİLLENEN BİR SİSTEM
Uzun süre boyunca beynin, yetişkinlikten sonra büyük ölçüde sabit kaldığı düşünülüyordu ama güncel nörobilim çalışmalarıyla beynin deneyime bağlı olarak şekillenen son derece esnek bir yapıya sahip olduğu görülüyor. Dil öğrenimi de bu plastisitenin en güçlü tetikleyicilerinden biri çünkü yeni bir dil öğrenen bireylerde sadece beynin dil kontrolüyle ilişkili bölgeleri değil; dikkat, hafıza ve bilişsel kontrol ağlarında da değişimler gözlemleniyor. Yıllar boyu konu üzerinde yapılan çalışmalar iki dilli (bilingual) bireyler ile sürdürüldü. Peki ya dört veya daha fazla dili ileri düzeyde konuşanların beynindeki yapısal değişim nasıl? 2023 yılında Bilingualism: Language and Cognition dergisinde yayımlanan bir araştırma, doğrudan bu soruya odaklandı. Çalışmada dört ya da daha fazla dili yüksek yeterlilikte konuşan bireyler tek dil konuşabilen bireylerle karşılaştırıldı. Araştırmacılar özellikle “Beynin dil ve bilişsel kontrolle ilişkili bölgelerinde yapısal farklar var mı?” sorusu ile ilgilendi ve ilginç bulgularla karşılaştılar.
DAHA KALIN DEĞİL DAHA VERİMLİ ÇALIŞAN BİR BEYİN
Araştırmacılar, çok dilli bireylerde bazı beyin bölgelerinde gri madde (gray matter) kalınlığının daha düşük olduğunu gözlemlediler. Gri madde ve beyaz madde beynin ana iki bileşeni olarak bilinir ve gri madde beynin dışındaki pembe olarak görünen kısmın tamamıdır. Beynin ve omuriliğin temel bileşenlerinden biri olan gri madde beynin bilişsel ve motor işlevlerini yöneten ana merkezleri barındırır ve düşünme, karar verme, öğrenme ve dil gibi işlevler gri madde içinde gerçekleşen karmaşık sinirsel işlemlerle yönetilir. Bu noktada araştırmacıların bulgularına göre gri madde kalınlığının düşük olduğu gözlemlenen iki bölge Angular gyrus ve Precuneus. Bu bölgeler anlamlandırma (semantik), hafızadan bilgi çıkarma, dikkat yönetimi gibi süreçlerde aktif rol oynayan bölgelerdir. Peki bu ne anlama geliyor?

İNCELME = ZAYIFLAMA MI?
Beyinde gri madde kalınlığının azalması, ilk bakışta kulağa bir “kayıp” gibi gelse de araştırmacılar bunun her zaman kötü bir şey olmadığını, bazı durumlarda bu yapısal incelmelerin daha verimli sinir ağlarına, gereksiz bağlantıların kesilmesine ve daha az efor gerektiren bilgi işlemelerine işaret edebildiğini belirtti. Yani bu araştırmaya göre çok dilli bireylerin beyni, daha fazla dili yönetebilmek için daha ekonomik çalışacak şekilde yeniden düzenlenmiş olabilir.
ZİHNİN BİRDEN FAZLA DİLİ YÖNETMESİNİN MUHTEMEL SONUÇLARI
Çok dilli bireyler için dil kullanımı, çoğu zaman bilinçli bir “seçim” süreci içerir ve bu beynin kullanılmayan dil veya dilleri bastırma, kullanılacak dili etkinleştirme, dil karmaşasını engelleme gibi kontrol mekanizmalarını sürekli çalıştırması anlamına gelir. Araştırmacılara göre bu yoğun kullanım özellikle parietal lobda gözlemlenen yapısal değişimlerin temel nedenlerinden biri olabilir. Nörobilim ve dilbilim kesişiminde beynin yapısıyla ilgili araştırmalar ilginç bulgularla aktif bir şekilde devam edecek gibi görünüyor.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz