Eva Victor’un ilk uzun metraj filmi olan Sorry, Baby 2025’in gizli favorilerinden biriydi. Ama bu kadar gizli kalmasına gönlüm razı olmadığından şimdi filmi incelemeye geçeceğim. İyi okumalar!
İÇ ISITAN DOSTLUK
Eva Victor’un Sorry, Baby adındaki bu filmi üniversitede yüksek lisans yapan Agnes adındaki bir gencin yaşadığı taciz sonrasındaki hayatını konu alıyor. Filmin başlangıç sekansı Agnes’in üniversiteden arkadaşı Lydie’nin onu ziyaretiyle başlıyor. Bu iki arkadaş oturup sohbet ediyor, erkeklerden bahsediyorlar ve klasik kız gecesi yaşıyorlar. Daha sonrasında Lydie’nin hamile olduğunu öğreniyoruz ve sevdiğiniz birinden bir tane daha olacak olmasının yaşattığı sevinci izliyoruz. Çok değer verdiğiniz bir dostunuzun sizi kısacık bir süre bile olsa ziyaret etmesi içinizdeki birçok şeyi onarıp iyileştirebiliyor. İzleyiciler olarak biz de Agnes ve Lydie’nin bu sahnelerinde inanılmaz keyif alıyoruz. Lydie her konuda Agnes’ın destekçisi oluyor, oradan ayrılırken Agnes için olan endişesi de oldukça sahici. Ne yaşandığını bilmeyen biz izleyiciler de onun kadar endişeliyiz bu süreçte. Lydie ayrılırken ‘’Lütfen ölme’’ diyor Agnes’e. Agnes de bunun olmayacağını, eğer yapsaydı bir yıl önce yapacağını söylüyor. Film, bu nedenle merak öğesini canlı tutuyor.

KÖTÜ ŞEYİN OLDUĞU YIL
Film sonrasında bizi geçmişe götürüyor, kötü şeyin olduğu o yıla. İzleyici olarak kötü bir şey olduğunu biliyoruz ancak ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamıyoruz. Yüksek lisans yaparken görüyoruz karakterlerimizi. Her şey daha güzel, Agnes daha neşeli. Yazdıkları teze hocası yorum yaparken Agnes’ı farklı bir yerde tutuyor, ona ilgisinin olduğunu fark ediyoruz. Bu ödevin üzerinden geçmek için buluşacakları zaman onu eve çağırıyor. Agnes’in eve girişini görüyoruz ancak film bizi evin dışında bırakıyor. Biz evi dışardan gözleyen kişileriz sadece. Sokaktaki sesler, insanların adımlarının sesleri, hayvanların, yaprakların sesleri. Hepsi kulağımızın içine doluyor. Ve sinemada bu sahneyi izlerken tüm seyircilerle beraber olduğumuz yerde mıhlanıyoruz. Bu hayatın olağan akışı içerisinde olağan gitmeyen şeyler olduğunu hissediyoruz. Saatler ilerliyor, hava kararıyor. Evin içerisindeki lambanın ışığı kalıyor sadece sokakta. Büyük bir tedirginlikle bekliyoruz sadece. Daha sonrasında Agnes evden çıkıyor ve kendi evinin yolunu tutuyor. Agnes’in saçı başı dağılmış bir şekilde evden çıkışı ve aceleyle arabayı arayışı bize o sessiz şiddetin yaşandığı anı hissettiriyor. Orada yaşadığı şeyi ev arkadaşı Lydie ile paylaşıyor.

MİZAHİ VE CİDDİ TON
Filmin bundan sonraki sahneleri bu travmayı yaşayan Lydie’nin yaşamakta olacağı şeylere odaklanıyor. Bu olayın yaşandığı günün ertesinde doktora gittiği sahnede Eva Victor sahneyi mizahi yönüyle oldukça rahatlatmış. İçimizde yaşanılan şeyin rahatsızlığını duymaya devam ederken sahneye gülmeden de duramıyoruz. Film, travma unsurlarını açıktan gözümüze sokmak yerine küçük nüanslarla bize dokunduruyor. Ama bunu öyle incelikli bir dil ile bize sunuyor ki, yaşanılanlar bir yandan tüylerimizi ürpertirken bir yandan da sahnelere kahkahamızı eksik etmiyoruz.
Agnes daha sonrasında ona tacizde bulunan Decker’ı okula şikayet etmek üzere gittiğinde, onu iki kadın karşılıyor. Yaptıkları konuşmada ise Decker’ın okuldan ayrıldığını ve bu konuda yasal bir yaptırım yapamayacaklarını söylüyor. Victor, burada adeta sahte bir feminist dayanışmayı alaya almış gibi görünüyor. Çünkü kadınlar bir kadın olarak onu anladıklarını söylerken bu konuda hiçbir şey yapmamayı seçiyorlar. Kurumlar mağdurları korumak yerine, yasal boşlukları kullanmayı seçiyor.

TRAVMAYLA YAŞAMAK
Bu film bize travmayla yaşamak zorunda bırakılan kadınların bunu reddetmeden ancak tüm hayatına yedirerek nasıl bir şekilde başa çıkabileceğiyle alakalı bir deneyim sunuyor. Agnes hayatının olağan akışında devam ederken, gece kapının hışırtısıyla uyanacak derece bir hassasiyete sahip olmanın tedirginliğini hissettiriyor. Panik atak geçirirken Pete adındaki bir adam onu sakinleştiriyor, sandviçini paylaşıyor. Onunla konuştuğu birkaç dakikalık sahici diyalogta ne zaman birine bu travmayı anlatmak istese onun için çok korktuklarını dile getiriyor. Ama bu bir noktadan sonra yaşadığın bu olayı hayatına dahil edip, onu etiketlemeden hayatının bir parçası olarak kabul etme deneyimiyle alakalı. Agnes bunu tanımlamak istemiyor ama bunu hayatının dışında da tutmuyor. Adam ona evinde iyi olup olmadığını sorduğunda ise onu hayata bağlı tutan en önemli sebebi söylemiş oluyor:
‘’Bir kedim var.’’

ÜZGÜNÜM BEBEĞİM
Final sahnesinde Agnes’in arkadaşı Lydie, eşi ve küçük bebeğiyle Agnes’i ziyarete geliyorlar. Deniz fenerini görmeye gitmek istiyorlar ancak bebeğe de birinin bakması gerekiyor. Öncelikle Lydie’nin eşi Fran evde kalıp bebeğe bakacağını söylüyor ancak Agnes çiftin beraber gitmesi için kendisi bebeğe bakmayı öneriyor. Fran başta tereddüt etse de bebeği Agnes’e bırakıp 20 dakikalığına gezintiye çıkıyorlar. Burada Agnes’in final sekansında bebekle olan konuşmaları kilit yer tutuyor:
‘’Büyüdüğünde bana her şeyi anlatabilirsin. Eğer biri sana kötü bir şey yapar veya söylerse, bir gün kendini öldürmek istersen bir kalemle, bir bıçakla ya da her neyleyse. Bana söyle. Sana asla beni korkuttuğunu söylemeyeceğim. Sadece bazen böyle şeylerin olabileceğini söyleyeceğim. Başına kötü şeyler geleceği için üzgünüm. Umarım gelmez. Ama sen hayattasın ve bunu daha bilmiyorsun. Ama seni dinlerim ve bunu yapmaktan korkmam. Bu iyi bir şey, ya da en azından bir şey.’’
Dramı haykırarak değil de gündelik hayatın içinden noktalarla gündeme getirmesi filmi kesinlikle çok başarılı bir noktaya taşıyor. Vurucu final sahnesinde Agnes bize bir şeyi hatırlatıyor. Eğer bu hikayede kendinizden bir kesit buluyor, sıkışmış veya yalnız hissediyorsanız unutmayın ki yalnız değilsiniz. Birlikteyken daha güçlüyüz. Anlattığınız hiçbir şey için beni korkuttuğunuzu söylemeyeceğim.

Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz