Reşat Fuat Baraner, Atatürk’ün kuzeni olmasına rağmen bu akrabalığı asla kullanmayan TKP önderlerinden biriydi. İşte hayat hikayesi ve mücadelesi.
Atatürk’ün Komünist Kuzeni Reşat Fuat Baraner, Mustafa Kemal Atatürk’ün yakın akrabası olmasına rağmen hayatı boyunca bu bağı bir ayrıcalık olarak görmedi, işkence sırasında bile referans göstermedi. Türkiye Komünist Partisi’nin önemli önderlerinden Reşat Fuat Baraner’in yaşam öyküsü, ilkeli duruşun ve fedakarlığın simgesi oldu.
ATATÜRK’ÜN KOMÜNİST KUZENİ KİMDİR?
Reşat Fuat Baraner, Atatürk’ün kuzeni olmasına rağmen bu akrabalığı asla kullanmayan TKP önderlerinden biriydi.
1900 yılında Selanik’te dünyaya gelen Reşat Fuat Baraner’in babası Ağır Ceza Reisi Ahmet Fuat Bey’di. Annesi ise Zübeyde Hanım’ın kardeşiydi yani Mustafa Kemal Atatürk ile anne tarafından kuzenlik bağı vardı ancak bu akrabalık, Baraner’in yaşamında hiçbir zaman bir kapı açıcı ya da koruyucu kalkan olmadı.
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencisiyken mütareke döneminin çalkantılı atmosferinde anti-emperyalist öğrenci hareketlerinin içinde yer aldı. Bu eylemler yalnızca katılımcı değil, aynı zamanda öncü konumundaydı.
Bu içeriğimizi de okumak isteyebilirsiniz: Türkiye’nin ilk eşcinsel seri katili Abdullah Aksoy’un korkunç hikayesi

ALMANYA’DAN SOVYETLER’E GEÇTİ
Dr. Şefik Hüsnü Değmer’in öncülük ettiği Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası (TİÇSF) bünyesinde aktif rol üstlendi ve Kurtuluş dergisinde çalışmalarını sürdürdü. 1919’un sonlarına doğru kimya eğitimi amacıyla Almanya’ya gitti.
Burada Spartakist hareketin etkisi altında kaldı ve siyasi görüşü daha da netleşti.
Daha sonra Sovyetler Birliği’ne geçerek Lenin Akademisi’nde Marksist teori ve ekonomi-politik eğitimi aldı. Bu dönem, onun ideolojik temellerinin sağlamlaştığı yıllar oldu.
ATATÜRK’ÜN CEZAEVİNE GİREN AKRABASI
1930’da Türkiye’ye döndüğünde “komünizm lehine faaliyetlerde bulunduğu” suçlamasıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1933’te Cumhuriyet’in 10. yıl dönümü affıyla özgürlüğüne kavuştu.
Şubat 1932’de toplanan TKP 3. Kongresi’nde gıyabında Merkez Komite üyeliğine seçildi. Bir süre yurtdışında kaldıktan sonra 1937’de yine gıyabında 6 ay hapis cezası aldı.
İkinci Dünya Savaşı döneminde TKP Plenum kararıyla İcra Komitesi Sekreterliği görevine getirildi. Mart 1944’te İstanbul’da yakalanarak 64 arkadaşıyla birlikte yargılandı ve 9 yıl hapis cezası aldı. 1950 affına kadar Ankara ve İstanbul hapishanelerinde kaldı.
Tahliye edildikten sonra TKP Merkez Komitesi ve İcra Komitesi üyesi olarak görevine devam ederken 1951 tevkifatında tekrar tutuklandı. Bu kez 7 yıl hapis ve 2 yıl 4 ay sürgün cezası verildi.

AKRABALIĞI ASLA KULLANMADI
İki yabancı dil bilen, geniş bir kültürel birikime sahip Baraner, devlet bursuyla Almanya’da eğitim görmüştü. Atatürk’le olan yakın akrabalığını hayatının hiçbir döneminde bir avantaja dönüştürmeyi düşünmedi.
Atilla Akar’ın “Bir Kuşağın Son Temsilcileri-‘Eski Tüfek’ Sosyalistler” kitabında aktardığına göre, Baraner Darülfunun’a sıradan bir vatandaş gibi başvurmuş ve başvurusu reddedilmişti. Ankara Valisi’nin araya girmesi ve Atatürk’le akrabalığının ortaya çıkmasıyla durumun değiştiği belirtiliyor.
Akar aynı eserde, ilk tutuklama sırasında emniyette işkence gören Reşat Fuat’ın Atatürk’le akrabalığını öğrenen polislerin önce buna inanmadığını, ancak bilgi kesinleşince kendi ifadesiyle “anasına edilen küfürlerin birdenbire durduğunu” anlatıyor.
PARTİ İÇİNDE ÖNDERDİ
Komintern raporlarında kendisinden “parti tabanında herkesin sevgi ve saygısını kazanmış bir lider” olarak bahsedilmektedir. TKP’nin en zorlu dönemlerinde liderlik yapan Baraner, moralleri yükselten ve örgütü bir arada tutan bir isim oldu.
TKP’nin önemli düşünce ve eylem adamı olan Baraner, özellikle İkinci Dünya Savaşı yıllarında komünist hareketin anti-faşist mücadele dönemine damgasını vurdu. Türkiye’deki kadrolar tarafından Şefik Hüsnü’den sonraki önder olarak kabul edildi.
ELEŞTİRİLERİ PARTİ DIŞI BIRAKILMASINA NEDEN OLDU
Türkiye İşçi Partisi’ni (TİP) destekledi ancak yönetimini eleştirmekten çekinmedi. Bu dönemde “TKP Dış Büro”nun başındaki Zeki Baştımar tarafından partiden ihraç edildi.
Hapishane yıllarında çeviriler yaptı ve Yeni Edebiyat’ta “Ali Rıza Çelik” takma adıyla yazılar kaleme aldı. Ressam Faris Erkmen imzasıyla yayınlanan “En Büyük Tehlike” broşürü ve eşi Suat Derviş (Saadet Baraner) imzasıyla çıkan “Niçin Sovyetler Birliği’nin Dostuyum” kitabının da Reşat Fuat Baraner tarafından yazıldığı söylenmektedir.
68 KUŞAĞINA İLHAM KAYNAĞI OLMUŞTU
Türk Solu dergisinde de yazan Baraner, ölümünden kısa süre önce Devrimci Kuruluşların Güç Birliği (Dev Güç) oluşumuna öncülük etti. 68 kuşağının devrimci gençliğine ilham veren, ayakları Türkiye toprağına basan bir isim olarak hafızalarda yer etti.
2014 yılında kaybedilen Rasih Nuri İleri ve Sevim Belli, 2013’te yaptıkları görüşmelerde Baraner’in mücadelesinden ve önderliğinden saygıyla söz etmişlerdi.
13 Ağustos 1968’de hayata veda eden Reşat Fuat Baraner, kibir nedir bilmeyen, mağduriyet gösterisi yapmayan, imtiyaz beklemeyen bir düşünce ve eylem insanıydı. Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Şefik Hüsnü, Hikmet Kıvılcımlı, Mihri Belli gibi isimlerle birlikte bu topraklarda sosyalizmin kök salması için ömür verdi.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz