Bir yıl önce aramızdan ayrılan David Lynch’i, bu hafta hem vefat yıl dönümünde hem de doğum günü haftasında saygıyla anıyoruz.
LYNCHIAN TERİMİ
‘Lynchian’ sıfatı yönetmen David Lynch’in eserlerine özgü bir stile atıfta bulunan bir terimdir. Lynch’in eserlerinde bulunan ürkütücü ama aynı zamanda sıradanlık arasında dengeye sahip olmasına Lynchian adını veriyorlar. Hatta bu terim 2018 yılında Oxford İngilizce Sözlüğü’ne eklendi.
Bunu açıklamak gerekirse, Lynch’in sineması görünenin altında çok fazla karanlığa sebep verecek detaylara sahip. Blue Velvet’ın açılış sahnesine bakacak olursak, açılışta oldukça pastoral renkler bizi karşılar. Amerikan banliyösünde yaşlı bir adam bahçeyi sular. Müzik sıcak bir Amerikan ailesini anımsatır, mavi gökyüzü, beyaz çitler izleyiciyi oldukça rahat hissettirdikten sonra burada kameranın yönü değişir. Kamera çimlere odaklanır ve çimlerin içerisinde böcekleri ortaya çıkarır, müziğin tonu değişir ve izleyici ne olduğunu merak eden bakışlarla ekrana bakar. Bu ‘Lynchian’ temasını kapsayan önemli bir örnektir.

Aynı şeyi Mulholland Drive filminde de gözlemleyebiliriz. Film, Betty’nin Hollywood’da oyuncu olma hayaliyle başlarken oldukça Amerikan rüyası tadında başlar. Ancak filmin sonunu izlediğimizde, filmin tüm halini düşünürüz ve neyi gözden kaçırdığımızı sorgularız. David Lynch, bilinçaltını irdelemeye çok meraklı bir yönetmen olduğundan izleyicilerini de çoğu zaman düşünmeye sevkediyor.

KENDİSİ BİR RESSAM
David Lynch, yönetmen olmadan önce bir ressamdı. Kendisi Philadelphia’daki Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim eğitimi aldı. Bu eğitiminin, onun yönetmenlik sürecinde büyük bir katkısının olmasında şüphesiz ki çok etkisi var. Kendisi de bu konuyla alakalı şöyle bir açıklama yapmıştı:
‘’Ben bu işe bir ressam olarak başladım ve film bir resim hareketi yapmak istemekten çıktı. Bu yüzden her zaman aynı resim kurallarının birçok sinema için geçerli olduğunu söylüyorum ve filmlerin bir hikayeyi sesle anlatan hareketli resimler olduğunu söyleyebilirsiniz.’’
David Lynch’in ilk uzun metraj filmi Eraserhead’daki mutant bebekten, The Elephant Man’deki figürüne, Blue Velvet’daki oksijen maskesinden, Mullholland Drive’daki opera sahnesindeki detaylara kadar her noktada o sanatçı ruhundan bir şeyler kattığını görüyoruz.

SİNEMASINDA ‘BERGMAN’ ETKİSİ
David Lynch, filmleriyle kafa karıştırmayı ve çoğu zaman anlaşılmamayı çok iyi beceriyor. Bu konuda bazı yönetmenlerle de benzer yönler taşıyor. Bu isimlerden en önemlisi: Ingrid Bergman.
Lynch, ona sorulan ‘Kendinizi yönlendirdiğiniz filmler var mı?’ sorusuna şu şekilde yanıt vermişti:
‘’Herkes kendi sesini bulmalı. Bu kopyalamakla alakalı değil. Ama Godard, Fellini ve Bergman benim kahramanlarımdı.’’
Bu ortaklıklardan en belirgin olanı, Lynch’in de filmlerinde yer verdiği ‘çift benlik’ kavramıdır. Bergman’ın Persona filminde iki bedende dolaşan tek benliğin varlığını görürüz. Bir noktadan sonra bunu yaratan mekanlar bile bize sorunlu gözükmeye başlar. Denizin yanındaki ev, karakterler, su birikintisi bile rahatsız edici detaylara dönüşür. Örnek vermek gerekirse aynı şey David Lynch’in ‘Mulholland Drive’ filmi için de geçerlidir. Karakterler birbirinin içine geçer ve gördüğümüz yüzler, bedenler filmin bir noktasından sonra rahatsız eder.
Bergman’da rüyaların büyük anlamı vardır. Bilinçaltı üzerinden rüyalar üzerinden anlatımlar yapar. Bu rüyalarda atları, ağaçları belirli imgeleri kullanır. Bu yönden Lynch’de onun gibi imgelerle çalışır ve bu da hissiyat olarak izleyiciye tekinsizlik yükler.
En önemli bir diğer benzerlik de ritimlerinin benzerliğidir. İkisinin de filmlerinde düşün nerde başlayıp nerde bittiğini anlamak oldukça zordur. Rahatsız eden gerçeklik çoğu zaman karakterlerin bakış açısından verilir ve bu rahatsızlık içerisinde izleyici de her an tetikte hissetmek zorunda kalır. Bu ‘kötü’ olayların çoğu dışarıdan gelmez karakter kendi içinde kırılmalar yaşar, bu da bizi bilinçaltı konusunda düşünmeye teşvik eder. Bu nedenle bu iki büyük ismin işleri de çoğu zaman psikanalitik açıdan da incelenmiştir.

TWIN PEAKS’E ELVEDA
David Lynch’in televizyonu geleneksel sınırlarından çıkarıp, sanat formuna dönüştürdüğü efsane dizi Twin Peaks, onun kariyerinde çok önemli bir yer tutuyor. Konusundan bahsetmek gerekirse, bir kasabada genç bir kızın öldürülmesiyle başlayan soruşturmaya FBI ajanı Dale Cooper dahil olur. Cinayeti çözmeye çalıştıkça, kasabanın normalliği değişmeye başlar. Olay katilin kim olmasının dışına çıkar ve karanlık bir boyuta ilerler. Burada söz ettiğimiz ‘Lynchian’ kavramını çok derinden hissederiz.

Twin Peaks, 1990’da yayınlanıp 2 sezon boyunca devam etmişti. 2017’de tekrardan geri döndü. Yeni sezonu da çokça beğenilen dizinin 4. sezonu da gelecekti ancak Lynch’in ölümü dizinin geleceğini değiştirdi. Ortak yazar Mark Frost şu sözleri söylemişti:
‘’David ile dördüncü sezonun nereye gidebileceği hakkında konuşmuştuk ancak David bizi terk ettiği için bunun ötesinde bir şeyi hayal etmek zor. Kesinlikle bu ihtimali kapatmışız gibi geliyor.’’
WATTS VE MACLACHLAN’IN VEFASI
David Lynch, 1994 yılında ‘Dune’ filmi için Kyle MacLachlan ile çalıştığında o daha adı duyulmamış bir aktördü. Bu filmden sonra MacLachlan’ın hayatı tamamen değişti. Lynch, daha sonra onu Blue Velvet filminde de oynattı. Aynı zamanda Twin Peaks dizinde de Dale Cooper karakterini oynayan Kyle MacLachlan, ona minnettarlığını her seferinde dile getirmekten çekinmiyor:
‘’Açıkçası içimde benim bile tanımadığım bir şey gördü. Tüm kariyerimi ve gerçekten hayatımı onun vizyonuna borçluyum.’’
Naomi Watts’da önceki sene ölümünün ardından Lynch için şunları söylemişti:
‘’Ben bu kadar iyi saklanmışken ve kendimi bile gözden kaçırmışken o beni nasıl gördü? Beni etkileyen sadece onun sanatı değildi. Bilgeliği, mizahı ve sevgisi bana daha önce hiç erişemediğim özel bir kendime inanç duygusu verdi.’’
MacLachlan ve Watts 1. yılın ardından paylaşım yapmayı da unutmadılar.
Biz de David Lynch’i büyük bir sevgiyle anıyor, sinemaya kattığı eşsiz katkılardan dolayı minnettar hissediyoruz.
Son olarak Twin Peaks’in (2017) kamera arkasındaki David, Naomi ve Kyle üçlüsünün bu keyifli anlarını bırakalım.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz