Antik Yunan’da güç dinamiklerini kökten değiştiren Peloponez Savaşı günümüzde de siyaset teorileri için araştırma konusu olmaya devam ediyor.
Temelde Atina’nın giderek artan gücüne karşı Sparta’nın duyduğu korku sebebiyle çıkan savaş, ünlü tarihçi ve siyaset bilimci Thukydides’in yorumuyla sadece tarihi bir gerçeklik olmaktan çıkıyor, uluslararası ilişkiler teorilerini anlamlandırmaya yarayan bir araç haline geliyor.
ATİNA VE SPARTA: İKİ FARKLI DEVLET
İki rakip ülke olarak karşımıza çıkan Atina ve Sparta, devletlerinin işleyişi olarak da büyük farklılıklar gösteriyordu. İkisi de aynı etnik kökene sahip olmasına rağmen Antik Yunan’da şehir devletleri, Polisler, ayrı birer ülke gibi bağımsızdı. Atina devletinin ekonomisi ticaret ve tarıma dayalıyken Sparta’’nınki sadece tarıma dayanıyordu. Atina demokrat bir devlet iken Sparta Oligarşik bir devletti. İsmini Bilgelik tanrısı Athena’dan alan Atina devleti sanatın, özgürlüğün ve demokrasinin sembolü halindeydi. Sparta ise daha kendi içine kapalı ve askeri güce önem veren bir devlet olarak var oluyordu. İki devlet arasındaki ideolojik farklılıklar da savaşın bir sebebi olarak dikkat çekiyor. The War That Never Ends (1991) filmi ise Peloponez Savaşı’nı belgesel niteliğinde ele alıyor.
PELOPONEZ SAVAŞINI FİTİLLEYEN OLAY

M.Ö. 434 yılında oldukça küçük bir kent devleti olan Epidamnus’ta çıkan iş savaş Peloponez Savaşını fitilleyen olay olarak karşımıza çıkıyor. Bu iç savaş süresince Demokratlar ve Oligarklar iktidar olma rekabetine girdi. İlk etapta Korfu kent devletinden yardım isteyen Demokratlar sonuçsuz kalınca Korinthos ile ittifak yaptılar. Koritnhos’un güçlenmesinden endişelenen Korfu, Korinthos’a karşı savaş ilan etti. Ek olarak Atina’dan yardım isteyen Korfu, Korinthos aleyhinde güç dengelerini bozdu. Atina’nın gücünün artmasından korkan Sparta ise Korinthos ile ittifak oldu. Böylece M.Ö. 431 yılında tarihi bir dönüm noktası olan ve asırlardır tartışılan Peloponez Savaşı başladı. Savaş, Atina’nın barış talep etmek zorunda kalması ve surlarını yıkmasıyla son buldu. Oldukça karışık güç dinamikleri içeren Peloponez Savaşı, modern devlet düzenlerini de kapsayacak çeşitli teorilerin tarih boyunca oluşturulmasına zemin hazırladı.
THUKYDIDES’E GÖRE PELOPONEZ SAVAŞI

Thukydides Peloponez Savaşı analizleriyle tarih bilimini kökten değiştiren bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Tarihi olaylara bir hikâye anlatıcılığından ziyade neden-sonuç ilişkisiyle yaklaşan Thukydides’in metolojisi halen günümüzde tarih biliminde kullanılmaya devam ediyor. Kendi tarih anlayışını kaleme aldığı eserinde “geçici bir dinleyici hoşnutluğu için hazırlanmış bir gösteri olmaktan çok, tüm zamanlar için kalıcı bir kazanım” olarak vurguluyor. Tarihin tekerrürden ibaret olduğunu düşünen Thukydides’e göre tarihi olay analizi geçmişe kapı aralamaktan çok geleceği anlamlandırmaya yarayan faydacı bir araç olarak karşımıza çıkıyor.
Thukydides’in eserinde Peloponez Savaşının asıl sebebinin Atina’nın önlenmez ve giderek artan gücü karşısında Sparta’nın duyduğu korku olduğunu dile getiriyor. Ona göre diğer küçük kent devletlerinin açtığı savaşlar sadece bir fitildi ve giderek artan korkunun dışavurumuna zemin hazırladı. Peloponez Savaşından çıkardığı yorum, ünlü “Thukydides İkilemi” teriminin ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu terime göre bir bölgesel güç çok güçleniyorsa, egemen diğer güçleri tehdit eder ve karşı bölgede korku oluşur. Bu korku sebebiyle de savaşın gerçekleşmesi kaçınılmaz olur.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz