Kozmik podcast: Hayatın ve ölümün peşinde | The Midnight Gospel incelemesi

Adventure Time’ın yapımcısı Pendleton Ward ile Duncan Trussel’ın bir araya gelip yarattığı Midnight Gospel konusu ile ilgi çekiyor.The Midnight Gospel 2. Sezonu merakla beklenirken, birinci sezona gelin şöyle bir bakalım…

Midnight Gospel dizisinde baş karakterimiz Clancy Gilroy, tuhaf dünyalar arasında seyahat etmektedir. Bu maceraya şahit olmaya hazır mısınız? Bir uzay yayıncısı olan Clancy’nin, yaşam, ölüm ve varoluşa dair yaptığı sohbetlerin bir parçası olacağımız, bir sürü derin soruya yanıt arayacağımız gizemli ve kriptik bir yolculuk yapacağız.

THE MIDNIGHT GOSPEL KONUSU

“The Midnight Gospel,” evrenin derinliklerinde anlam arayışına çıkan bir uzay yayıncısının hikâyesini anlatıyor. Clancy, evinin konforunu geride bırakarak çeşitli dünyalara yolculuk eder. Bir evren simülatörü kullanarak gezdiği tuhaf ve renkli diyarlarda, baş karakterimiz, karşılaştığı değişik varlıklarla derinlemesine sohbetler gerçekleştirir. “Uzay yayıncılığı” için bu sohbetleri kaydeder. Her bölüm izleyiciye farklı dünyaların kapılarını aralar ve Clancy ile birlikte sınırsız keşifler yapma olanağı sunar.

SİMÜLE EDİLMİŞ DÜNYALARDA GERÇEK SOHBETLER

Dizinin ilk bölümündeki simulasyonda, Clancy, bir zombi istilası yaşanırken Amerika Birleşik Devletleri başkanı ile röportaj yapar. Röportajın senaryosuz olamayacak kadar akıcı olması ve diyalogların çoğunun, dizide simüle edilen dünyalarla uyumlu olmaması izleyiciye daha ilk dakikalarda bir tuhaflık hissi veriyor. Clancy ve başkanın, zombi ordularıyla savaşırken rahat bir şekilde sohbet edebilmeleri şaşırtsa da bu deneysel anlatım tarzı, izleyiciyi hemen kendine çekiyor doğrusu.

Bu ilginçliklerin sebebi, “The Midnight Gospel”in aslında gerçek bir podcast olan “The Duncan Trussell Family Hour”dan alınan sesleri kullanıyor olmasıdır. Trussell, bu podcast’in sunucusu ve Clancy karakterinin sesidir. Bu sesler düzenlenir, animasyonla birleştirilir ve Trussell ile konukları tarafından ek diyaloglarla desteklenir. Konuklar ise seslendirme sanatçıları değil; gerçek hayattan doktorlar, spiritüel danışmanlar, yazarlar ve farklı alanlardan uzmanlardır. Hepsi rollerini kusursuzca oynayarak Trussell ve Ward’ın yarattığı dünyayı inandırıcı hale getiriyor.

THE MIDNIGHT GOSPEL KAÇ BÖLÜM?

Netflix’te yayınlanan sekiz bölümlük Midnight Gospel dizisi IMDB’den de 10 üzerinden 8.2 puan almıştır.

Neticede, bizler için hem bir podcast hem de animasyonlu bir macera olarak keyifle izlenebilecek yeni bir TV deneyimi doğmuş oluyor. Disiplinli temposu ve serbest çağrışım tarzıyla, saçmalık ve ciddiyet, derinlik ve yüzeysellik gibi zıt kavramlar, büyüleyici bir ahenk ile harmanlanmış olarak karşımıza çıkıyor.

ÖLÜMÜ KABULLENMEK: “GÜMÜŞ FARE” BÖLÜMÜNDE İNANILMAZ BİR YOLCULUK

Dizinin, Gümüş Fare, yani “Mouse of Silver” adlı final bölümünde, ölümü kucaklama ve kabullenme teması belki de en güzel şekilde işlenmiştir. Clancy, annesiyle duygusal bir yolculuğa çıkarak doğum, yaşam ve ölümün muhteşem döngüsünü bizzat yaşayarak keşfeder. Trussell’ın annesi Deneen Fendig’in kanserden öldüğü gerçeği de eklenerek olaya dokunaklı bir unsur da katılmıştır. Clancy, bu hayat yolculuğunda, sevdiklerini kaybetmenin ve yaşlanmanın nasıl bir şey olduğunu deneyimler. Annesiyle ölüm ve ölümü kabullenme üzerine uzun bir konuşma yapar. Annesi yaşlanırken ve sonunda ölürken, Clancy, -kulağa ne kadar garip de gelse- onu, kendi rahminden yeniden dünyaya getirir ve annesinin büyümesine şahit olur. Clancy’nin kendi annesini doğurması, sevilen birinin ölümüyle gelen acının ve kabullenmenin sembolü olarak ele alınan bir fikirdir aslında. Bu fikir, dizinin ikinci bölümü olan “Subaylar ve Kurtlar” (“Officers and Wolves”) bölümünde de anlatılıyor. Burada Anne Lamott’un seslendirdiği karakter, ölüm eylemini İsa’nın doğumuyla kıyaslar. Clancy’nin, bir erkek olduğu halde doğurabilmesi aynı zamanda yaşamın büyüsünü ve reenkarnasyonu simgeler. Hiçbir şeyin gerçekte ölmediğini, enerji olarak var olduğumuzu ve bir yaşam formundan diğerine geçtiğimizi gösterir. Anneden oğula, babadan kıza ve nihayetinde gezegenlerin kara deliğe doğru yok olması fikrini yansıtır. Tabii bu son kısmı tam olarak anlayabilmek için sizin de diziyi sonuna kadar izlemeniz gerekir.

MIDNIGHT GOSPEL 2. SEZON NE ZAMAN GELECEK?

IMDb puanı 8.2 olan bu dizi, ilk sezonuyla abonelerden büyük ilgi görmüştü. Ancak, Netflix ikinci sezonu iptal etti. Yayın haklarının hâlen Netflix’te olmasından dolayı yakın gelecekte Midnight Gospel için ikinci sezon ihtimali bulunmuyor.

Bunların temelinde yatan mesajı incelersek eğer, annesinin, bölümün başlarında bahsettiği ego ölümü veya Carl Jung’un ruhsal ölümü kavramını görürüz. Ego ölümü, yanlış benliğin teslim olması ve gerçek benliğin ortaya çıkmasıdır. Egomuzun ikili gerçekliğinin sınırlarını aşması için tamamen öznel benlik kimliğimizin kaybı olarak da tanımlanır.

Aslında, “The Midnight Gospel” yaratıcıları, izleyiciye Clancy’nin yaptığı gibi, başkalarının ayakkabılarına girmemiz gerektiğini gösteriyor. Onların deneyimlerini yaşamamız gerektiğini anlatıyorlar. Bu şekilde başkalarının yolculuklarını daha iyi anlayabiliriz. Farklı perspektifleri anlamak bazen zor olabilir ve mantıklı gelmeyebilir. Ancak önemli olan, anın içinde kalmamız ve dünyanın sunduğu her şeyi kabul etmemizdir. Ram Dass, son bölümde bu mesajı özetler: “Sadece şimdi burada olmak.”. Bu fikir, dizinin kapanışında da yeniden vurgulanır.

Alara Ece Alper
Alara Ece Alper

Alara Ece Alper, Ankara Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı öğrencisidir. Siyah Dergi’de yayınladığı kitap, dizi ve film analizleriyle okuyuculara farklı perspektifler sunmayı amaçlıyor. Gelecekte yazar olup kendi kitap serisini çıkartmak istiyor.

Articles: 10

One comment

Leave a Reply