Ulaşılmaz kayalıkların sonsuzluğa yükseldiği Meteora’ya keşişler 11. Yüzyılda geliyor ve göğe uzanan sütunlarda hayatlarını sürdürmeye başlıyorlar. Meteora’nın eşsiz doğal güzellikler üzerine kurulu uhrevi atmosferi milyonlarca turisti bölgeye çekiyor.
Manastır mimarisinin emsalsiz örneğini taşıyan ve Yunanca “Havada Asılı” anlamına gelen Meteora manevi bir ortam sunmanın yanında doğal oluşumlarıyla da dinginliğin merkezi oluyor.
METEORA’DAKİ KAYALIKLAR 60 MİLYON YIL ÖNCE OUŞTU: BÖLGENİN COĞRAFİ TARİHİ

Hristiyanlığın önemli sembollerinden biri haline gelmesi yanında Meteora, nefes kesici doğal oluşumuyla insanların hafızasına kazınmayı başarıyor. Modern tarihe göre, bölgenin grimsi uzun kayalıkları 60 milyon yıl önce Tesalya bölgesi su ile kaplıyken oluştu.
Yıllar içinde akarsular büyük kayaları, taşları ve çöküntüleri biriktiriyor ve bu durum en neticesinde devasa büyüklükte sarp kayalıkların oluşmasıyla sonlanıyor…
İlerleyen yüzyıllarda coğrafi dönüşüm devam ediyor ve Tesalya bölgesi yüksekte kalmaya başlıyor ve suyun Ege Denizi’ne aktığı Tempe vadisi oluşuyor.
Sürekli meydana gelen depremler, güçlü rüzgar, korozyon, don ve yüksek sıcaklıklar bölgenin günümüzdeki görünümünün oluşmasında kilit rol oynuyor.
Doğal güzelliklerin bu denli kendine has olması insanların bölgeyi “olağanüstülükle” özdeşleştirmesini sağlıyor. Mitolojiden süregelen ve Hristiyanlıkla devam eden gelenek ile bölge ziyaretçilere mistik bir atmosfer sunuyor, güneşin sessiz batışı bile dikkat çekiyor…

MANASTIRLAR İÇİN NEDEN TERCİH EDİLDİ?

Geçmişte bölgeye 24 manastır inşa edilmiş olsa da günümüze sadece 6 tanesi oluşuyor: Büyük Meteora, Varlaam, Rousanou, Aziz Nicholas Anapausas, Aziz Stephen ve Kutsal Teslis.
Temelde göğe uzanan uçsuz bucaksız kayalıklar Tanrı’ya yakınlığı hatırlatıyor ve en büyükleri “Büyük Meteora” olmak üzere çeşitli manastırlar uhrevi amaçlarla bölgeye inşa ediliyor.
Ayrıca 14. Yüzyılda bölgenin politik çalkantıları sebebiyle Manastırlar güvenlik amacıyla yüksek bölgelere inşa ediliyor.
Büyük Meteora Manastırı 14. Yüzyılda Keşiş Athanasios tarafından temelde inzivaya çekilmek için yeni bir ortam arayışıyla yapılıyor.
Yaklaşık 300 basamak çıkılarak ulaşılan bu manastır aynı zamanda sabrın ve dirayetin simgesi haline geliyor. Özenle işlenen Hristiyan motifleri ise Bizans sanatının ilk örneklerini taşımasıyla dikkat çekiyor.
Günümüzde halen rahibeler ve rahipler bölgede yaşıyor ve yüzyıllardır devam eden gelenek modern zamana işliyor.
BİZANS SANATININ EN GÜZEL ÖRNEKLERİNİ TAŞIYOR

Bölgeyi “Cennetin Sütunları” olarak tanımlayan UNESCO, Meteora’yı Dünya Kültür Mirası Listesine alıyor.
Gritli Theophanes and Frangos Katelanos gibi dönemin ünlü ressamları İtalyan sanatı baskın olsa da Bizans Sanatının “Paleologan” modelini benimseyerek çeşitli ikonografiler icra ediyor.
Paleologan sanatı Bizans Sanatının gelişimindeki son dönemdir ve uzun süren işgallerden sonra Bizans’ın kültürel mirasını tekrar kazandırmak amacıyla gündeme gelir.
Eskiden bu bölgede sanat, Hristiyanlığı insanlara anlatmak amacıyla yapılmış olsa günümüzde bir hikayeden fazlasını sunuyor. Geçmiş dönem insanının hayatı anlamlandırma sürecine tanıklık etmemizi sağlıyor ve kelimelerle kısıtlanmayan resimler dilin ardındaki anlamı bize sunuyor.













Yorum yaz