Günümüz dünyasını açıklamak için kullanılan hipergerçeklik tanımı, toplum sosyolojisinin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Fiziksel dünya ile sanal dünya sınırlarının bulanıklaşması sonucu gerçeklik algısının değişmesi hipergerçeklik kavramını internet merkezli dünyanın ayrılmaz bir parçası yapıyor.
HİPERGERÇEKLİK NEDİR?

Hipergerçeklik kavramı gerçeklik ile kurgulanmış simülasyonların arasındaki farkın ayırt edilememesi sonucu insanların kurguları daha gerçek bulması durumu olarak karşımıza çıkıyor. Fiziksel ve sanal dünyanın birbirine karışması sonucu, insanlar kurgusal temsilleri asıl gerçeklikmiş gibi kabul eder.
İnsanların arzuları ve istekleri idealize edilmiş kurgular ile yönetilir ve giderek asıl gerçeklikten kopuş sağlanır. Örneğin televizyonda gördüğümüz mükemmel hamburger reklamı gerçek deneyimi kurgusal idealize formuyla değiştirerek insanların zihnindeki hamburger algısını yeniden şekillendiriyor.
Günümüz pazarlama stratejileri ve medyada sıkça kullanılan hipergerçeklik kavramı, ilk ortaya atıldığında oldukça radikal olarak karşılanıyor.
POSTMODERN DÜNYA SONRASI HİPERGERÇEKLİK TANIMININ ORTAYA ÇIKIŞI

Hipergerçeklik kavramı ünlü Fransız sosyolog ve fotoğraf sanatçısı Jean Baudrillard tarafından Simülakrlar ve Simülasyon adlı eserinde ortaya atılıyor. Baudrillard, post-modern olarak bilinen 20. Yüzyılın son yarısında insanların gerçeklikle temasının azaldığını fark ediyor. Bu durumu Kapitalizme bağlayan ünlü düşünüre göre insanlar, ürettikleri değerin altında yatan gerçek anlamı giderek yitiriyor.
Eskiden ihtiyaçları için direkt çaba gösteren insanlar artık dolaylı olarak şirketler için çalışmaya başlıyor. Avcılık ile kendi besinini direkt elde eden insan, post-modern dünyada şirketlerin kazancı için çalışıyor. Yaptıkları iş dolaylı hale gelince ana kaynak ile iletişim kesiliyor ve gerçeklik bulanıklaşıyor.
GÜNÜMÜZE YANSIYIŞI: SOSYAL MEDYA VE HİPERGERÇEKLİK
Sosyal medyada yansıtılan alternatif gerçeklik asıl gerçekliğin yerine geçerek, insanların sosyal medyada sürdürdüğü deneyimi sürekli hale getiriyor. Adeta gerçekliğin gölgesinde var olan insan için sosyal medyada elde ettiği deneyimin asıl hayatındakinden bir farkı kalmıyor.
Hissedilen duygular ve uyarım mekanizması tamamen fiziksel hayattakiyle paralellik gösteren sosyal medya sebebiyle insanlar, farklı bir kimlik inşasıyla zihinlerinde yarattığı gerçekliğe hapsoluyor.
Mükemmel filtreler ile sunulan hipergerçeklik durumu ise modern insanın fiziksel dünyayı algılama biçimini değiştiriyor. Adeta “mükemmelik illüzyonu” yaratan sosyal medya, kişinin gerçeklik algı mekanizmasını değiştiriyor. Asıl gerçekliğin sınırlarının kayboluşu ise, öz anlamın yitirilmesiyle sonuçlanıyor.
Yararlanılan makaleyi incelemek için TIKLAYIN.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz