Mitolojide İda- Kaz Dağlarında geçtiğine inanılan “Üç Güzeller Yarışması” adeta kelebek etkisinin bir yansıması gibi modern dünyada da adından sıkça söz ettiriyor. Truva Savaşını fitilleyen bu yarışma, çeşitli olaylar dizisiyle beraber büyük bir etkiye sebep oluyor…
ÜÇ GÜZELLER YARIŞMASI adeta günümüz insanına tek bir gerçekliği hatırlatıyor: Küçük ve önemsiz görünen olaylar kümülatif olarak birleşip tahmin edilemez derecede büyük bir olaya sebebiyet verebilir.
ÜÇ GÜZELLER YARIŞMASI NASIL GERÇEKLEŞTİ?

Antik zamanlarda yaşayan 50 Nereus kızından biri olan Thetis aralarındaki en güzeli olarak dikkat çeker. Nereus kızları denizde yaşayan, gün boyu şarkı söyleyen, suda dans eden deniz canlıları olarak “Üç Güzeller” Yarışmasına kadar sükunet içinde yaşadı.
Güzelliğiyle bakanları büyüleyen Thetis hem Baş Tanrı Zeus’un hem de Deniz Tanrısı Poseidon’un dikkatini çekmeyi başarır. Fakat ortada ciddi bir kehanet vardır: Thetis’ten doğacak çocuk babasından daha güçlü olacaktır. Bu durumu fark eden tanrılar Thetis ile evlenmeyi kabul etmez.
Böylece Thetis’i risk oluşturmaması açısından cılız bir ölümlü ile evlendirmeye karar verirler. Başta bu durumu kabul etmek istemeyen Thetis en sonunda duruma razı olur ve evliliği bir şartla kabul eder: Sadece kendisini güreşte yenebilen birisiyle evlenecektir.
Büyüleyici güzellikteki Tanrıça ile evlenmek için bütün erkekler sıraya girer fakat hiçbiri onu güreşte yenemez. Evlilikten sıyrıldığını düşünen Thetis için üzücü haber Peleus ile tanışmasıyla başlar. Thetis’i güreşte yenen Peleus ile karşılaşma adeta kaderin bir cilvesi gibi küçük olaylar dizesinin en can alıcı düğümüdür.
Düğün hazırlıklarına başlanır fakat fesatlık Tanrıçası Eris davet edilmez. Durumu öğrenen kurnaz Eris ise düğüne davetsiz gelir ve bir alın elma takdim eder. Elmanın üstünde göz kamaştırıcı şekilde “EN GÜZELİNE” yazmaktadır.
Hera, Athena ve Afrodit’in üçü de elmanın kendilerine ait olduğunu iddia eder ve kavga tam da burada patlak verir. Üç güzel Tanrıça arasında seçim yapacak ölümlü ise Truva Kralı Priam’ın oğlu Paris’tir. Her bir Tanrıça Paris’e çeşitli vaatlerde bulunur. Paris’in aklını çelen ise Afrodit’in vaadidir. Afrodit Paris’e dünyanın en güzel kızıyla evlenme vaadini vermiştir. Paris’in Helen’e kavuşacağı bu yarışma ile bellidir ve Truva Savaşının tohumları bu şekilde atılır…
KAZ DAĞLARINDA GEÇEN EFSANELER: GÜZELLİĞİYLE ÜN SALMIŞ SARIKIZ

Kaz Dağları sadece yapılan güzellik yarışmasıyla anılmıyor. Aynı zamanda başka efsanelerde de güzellik temasıyla özdeşleştiriliyor. Kuşaktan kuşağa Türkmen köylerinde anlatılan Sarıkız efsanesi adeta Kaz Dağlarıyla bütünleşen güzellik algısını yansıtıyor.
Kaz Dağlarında güzelliği dillere destan Sarıkız isminde bir kız yaşarmış. Bazı köy sakinleri Sarıkız’ın güzelliğini kıskanmış ve onun hakkında iffetiyle ilgili asılsız dedikodular yaymış. Bu dedikoduların yalan olduğunu söyleyen Sarıkız babasını bile inandıramamış.
Durumu onuru ve gururuna yediremeyen Sarıkız Dağın zirvesine kaçmış. Bir müddet sonra babası geldiğinde Sarıkız’ın hal ve tavırlarından dedikodunun asılsız olduğu belliymiş.
Namaz kılmak isteyen baba kızından abdest almak için su istemiş. Sarıkız da ibriğini uzatmış fakat su tuzluymuş. Adeta denizden doldurulmuş gibi dağın zirvesindeki pınardan su dolduran Sarkız’ın mucizesi karşısında babası şaşkınlığını gizleyememiş.
KAZ DAĞLARININ DOĞAL GÜZELLİĞİ ONU HEP GÜZELLİK TEMALI EFSANELER İLE ANILMASINI SAĞLIYOR

Kaz Dağlarının eşsiz güzelliği tarih boyunca birçok insanı büyülüyor. Adeta doğal güzellikleri insanlarda estetik bir arayışa sebep oluyor, sanatta ve edebiyatta ilham kaynağı oluyor. Birçok mitin ve folklorik efsanenin ana merkezinde “GÜZELLİK” temasının olması ise şaşırtmıyor…
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz