Başarılarınızın şans eseri olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yeni araştırmalar, “Imposter Sendromu”nun arkasındaki mükemmeliyetçilik türlerini keşfetti.
Ne kadar çok çalışırsanız çalışın, ne kadar başarılı olursanız olun aklınızın bir köşesindeki o “Sen aslında o kadar iyi değilsin, yakında herkes senin bir sahtekar olduğunu anlayacak.” sesi susmuyor mu?
Üniversite yıllarından iş hayatının zirvesine kadar herkesi pençesine alabilen Imposter (Sahtekar) Sendromu üzerine yapılan yeni araştırmalar, bu hissin kökenlerine dair ilginç sonuçlar ortaya koydu.
MÜKEMMELLİYETÇİLİĞE ÜÇ TİP YAKLAŞIM
Idaho Üniversitesinden Profesör Colin Xu liderliğinde yapılan yeni bir çalışma, mükemmeliyetçiliğin her türünün İmposter Sendromu’nu tetiklemediğini gösteriyor. Araştırma, mükemmeliyetçiliği üç ana gruba ayırıyor:
- Katı Mükemmeliyetçilik: Öz değerini sadece kusursuz performansa bağlayanlar. En ufak bir hata, tüm benlik algısını yıkabiliyor.
- Özeleştirel Mükemmeliyetçilik: Hatalara takıntılı olan ve başkalarının yargılarını sürekli kafasında kuranlar. İmposter hissiyle en güçlü bağı olan grup bu.
- Narsisistik Mükemmeliyetçilik: Kendi mükemmelliğine inanan ve bunu başkalarından bekleyenler. İlginç bir şekilde, bu grup İmposter Sendromu’na karşı neredeyse bağışıklık kazanmış durumda.
IMPOSTOR SENDROMU SADECE PSİKOLOJİK BİR SORUN OLMAYABİLİR
Geleneksel bakış açısı İmposter Sendromu’nu “kişisel bir özgüven sorunu” olarak görse de, Harvard Business Review (HBR) gibi kaynaklar bu duruma farklı bir perspektif getiriyor. HBR’a göre, özellikle azınlıkların veya belirli kalıplara uymayan bireylerin kendilerini “sahtekar” hissetmelerinin nedeni, içinde bulundukları kurumların kapsayıcı olmaması olabilir. Yani sorun sizin yeteneklerinizde değil, size kendinizi yabancı hissettiren çevrede olabilir.
YÜKSEK BAŞARI HER ZAMAN İYİ Mİ?
Imposter Sendromu genellikle düşük performanslılarda değil, aksine yüksek başarı elde edenlerde (high achievers) görülüyor. Başarı arttıkça, beklentiler de artıyor ve kişi bu beklentileri karşılayamama korkusuyla çok çalışıp başarı elde etmesine rağmen gelen övgüleri şans olarak görüp reddettiği ve sonraki sefer “yakalanmamak” için daha çok çalıştığı bir kısır döngüye giriyor.
BU HİSLE NASIL BAŞA ÇIKILIR?
Bilim dünyası, bu hissi tamamen yok etmenin zor olduğunu ancak yönetilebileceğini söylüyor. Bu yollardan bazıları aşağıdaki gibi:
- Duyguları Veriye Dayandırın: Başarılarınızın bir listesini yapmak ve bunların şans mı yoksa somut bir çaba sonucu mu olduğunu objektif bir şekilde yorumlamak bu hissi azaltır.
- Mükemmeliyetçiliği Esnetmek: Hata yapmanın öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu kabul etmek, “katı mükemmeliyetçilik” duvarını yıkar.
- Yalnız Olmadığınızı hatırlayın: Neil Armstrong’dan Maya Angelou’ya kadar dünyanın en başarılı isimlerinin bile bu hisle savaştığını hatırlayın.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz