Chanel’in Biarritz’de sergilediği Cruise 2027 koleksiyonu, lüks ve zarafetle dolu bir atmosferde moda dünyasının dikkatini çekti.
Ancak bu ihtişamlı gösterinin ortasında, podyumda beliren alışılmadık bir tasarım, geleneksel ayakkabı anlayışını sorgulatan bir tartışmanın fitilini ateşledi. Matthieu Blazy’nin imzasıyla sunulan, sadece topuk kısmından ibaret olan ve “barefoot heel cap” olarak adlandırılan bu kreasyon, kısa sürede sosyal medyanın ve moda eleştirmenlerinin gündemine oturdu: Acaba bu gerçekten bir ayakkabı mıydı?
YENİ KOLEKSİYON TARTIŞMALARIN ODAĞINA OTURDU
Chanel’in Biarritz’deki Cruise 2027 defilesi, rüzgarlı sahil kasabasının ruhunu yansıtan okyanus esintili kreasyonlarla izleyicileri büyüledi.
Nicole Kidman ve A$AP Rocky gibi ünlü isimlerin ön sıralarda yer aldığı bu özel etkinlikte, Matthieu Blazy’nin “kusursuz” dokunuşu her parçada kendini hissettiriyordu.
Balık formundaki etekler ve deniz temasını yansıtan detaylar dikkat çekerken, koleksiyonun en çarpıcı unsuru, podyumda fısıltılara yol açan ve kısa sürede moda dünyasının ana gündem maddesi haline gelen bir detaydı: “barefoot heel cap.”
Bu, yalnızca topuk bölümünden oluşan, iki iple bağlanan, burunsuz ve tabansız sandaletler, izleyenlerin zihninde tek bir büyük soru işareti yarattı: Bu bir ayakkabı mı?

MODA YAZARLARINDAN İLK TEPKİLER ŞAŞIRTTI
Bu sıradışı tasarım, hem sosyal medya platformlarını hem de moda eleştirmenlerini derinden meşgul etti.
Moda yazarları kendi aralarında bu parçanın ‘ayakkabı olup olmadığı’ üzerine hararetli tartışmalara girerek, düşüncelerini okuyucularıyla paylaştı.
Vogue’dan Hannah Jackson, Anna Cafolla, Max Berlinger ve Christian Allaire gibi önemli isimler, bu tasarım hakkındaki yorumlarını kaleme aldılar.
Hannah Jackson, başlangıçta balık solungacını andıran başlıklara odaklandığını belirtirken, modellerin ayaklarına indiğinde ise “ne kadar eğlenceli ve yaramaz bir fikir” diye düşündüğünü ifade etti ve ekledi:
“Kullanışlılık aramak bu tasarımın amacı değil.”
Anna Cafolla ise podyumu izlerken aklına ilk gelenin “pedikürünün olmadığının geldiğini ve parmak uçlarının şimdilik kapalı kalması gerektiğini” söyleyerek tasarımın pratik yönüne esprili bir gönderme yaptı.
Max Berlinger, ilk bakışta ayağa bağlanmış birkaç ipten ibaret olduğunu düşündüğü bu parçaların, aslında bir ayakkabının arka yarısı olduğunu fark ettiğinde, tasarımın gözünde biraz daha ‘ilgi çekici’ bir hal aldığını aktardı.
Christian Allaire ise bu sandaletlerin Met Gala temasıyla bile örtüşebileceğini vurgulayarak ilginç bir benzetme yaptı: “Bu ayakkabılar Hermès’i çağrıştırıyor; markayı değil, kanatlı sandalet giyen Yunan tanrısı Hermes’i.”
AYAKKABI KAVRAMINI SORGULAYAN BİR PARADOKS
New York Times yazarı Jacob Gallagher, tartışmanın özünü başlığına taşıyarak “Bir ayakkabı ne zaman ayakkabı olmaktan çıkar?” sorusunu yöneltti.
Gallagher’a göre, bu tasarım ‘ayakkabıdan çok ayak’ olarak nitelendirilebilir. Chanel’in açıklamasına göre, Blazy “denizden ya da plajdan çıkan bir kadının yere basan hissini uyandırmak istedi” ve bu vizyonla ‘neredeyse takı gibi görünen ayakkabılar’ ortaya çıktı.
Gallagher bu durumu adeta bir metafizik paradoks olarak görüyor: Bu topuk kapakları, hiçbir zaman yere değmeyecek ayaklar için yapılmış, akıl almaz bir lüksü temsil ediyor.
Ve bu lüks, “bir halk plajında değil; muhtemelen Capri’deki özel bir villanın sahili için…” geçerli. Gallagher’ın tespiti oldukça keskin: Chanel, bir ayakkabıya bir şeyler ekleyerek onu olağanüstü kılmanın artık mümkün olmadığını anladı. Bunun yerine her şeyi çıkardı, ya da en azından yarısını.

MİTOLOJİK ESİNTİLER
Christian Allaire’nin Antik Yunan mitolojisine yaptığı benzetme aslında pek de yabancı değil. Mitolojide, tanrıların habercisi Hermes, topuklarına takılı kanatlı sandaletleriyle tanınırdı; ayakları neredeyse hiç yere değmezdi.
Blazy’nin bu özgün tasarımı da tam olarak bu mitolojik hafifliği ve yerden kopukluğu yansıtıyor gibi. Ayakları yerden kaldıran, ona neredeyse uhrevi bir hafiflik atfeden bu tasarımda, topuk bölgesini koruyan o küçük deri parçası, işlevsel bir korumadan ziyade, çok daha derin bir anlam taşıyor; o bir sembol.
Bu tasarım, sadece bir aksesuar olmanın ötesine geçerek, moda ve felsefe arasındaki ince çizgide yürüyor, giyilebilir bir sanat eseri olarak kendini konumlandırıyor.
Daha fazla kültür-sanat içeriği için bizi sosyal medya adreslerimizden takip edin!
Instagram'da @siyahdergicom,
Twitter'da @siyahdergi
ve TikTok'ta @siyahdergicom ♥
İçerikleri URL ile kaynak gösterip kısmen kullanabilirsiniz. Aksi halde telif haklarımız bulunmaktadır.












Yorum yaz